Denizlerdeki köpekbalığı türlerinin sayısı hızla artıyor… Bu ne anlama geliyor? ‘Bu gizemi çözmemiz uzun zaman aldı’

Her şey bir köpekbalığı yumurtasının keşfiyle başladı.1989 yılında Avustralya’da bilim insanları bazı köpekbalığı türlerinin yavru doğurmak yerine bıraktıkları ‘deniz kızı çantası’ adı verilen deriden yumurta keselerini buldular. Fakat bu keselerin üst kısmında bulunan belirgin çıkıntılar diğer türlerin deniz kızı çantalarına hiç benzemiyordu. Bu durum deniz biyologlarının hiç tanımadıkları bir türle karşı karşıya oldukları anlamına geliyordu.

Keseler, Avustralya’nın kuzeydoğusunda bulunan Rowley Shoals Mercan Adası yakınlarında bulunmuştu. Ancak bu keşif, cevaptan çok soruya neden oldu. Köpekbalıklarının yumurtlama sahasında bulunan bu örnekler hangi türe aitti? Yumurta keseleri neden bilinenden farklı bir görünüşe sahipti?

Uzmanlar 30 yıldan fazladır sayıları artan köpekbalığı türleri karşısında bu soruların cevaplarını bulmak için çalışıyor.

İklim değişikliğine meydan okuyan ve okyanusun en etkileyici avcılarından olan köpekbalıklarının 21’nci yüzyılda hâlâ yeni türlerinin keşfedilmesinin nedeni ne? İşte, derin maviliklere hâkim olan avcılar hakkında bilmediklerimiz…

ARŞİVDEN ÇIKAN GİZEMLİ YUMURTA

Bilim insanları 1980’lerin ortasına kadar, 20 santimetrelik cüce fener köpekbalıklarından devasa plankton yiyen balina köpekbalığına kadar yaklaşık 360 köpekbalığı türü tespit etmişti. Ancak 40 yıl gibi kısa bir sürede bu sayı neredeyse yüzde 40 oranında artış gösterdi. Bugün bilinen köpekbalığı türlerinin sayısının 500’ü geçtiği düşünülüyor.

Bu türlerin kayıt altına alınmasında ve artışın nedeninin anlaşılmasında, derin okyanus suları kadar, dünyanın çeşitli müzelerindeki geniş koleksiyonlar da önemli veriler sunuyor. Gelin isterseniz önce yukarıda bahsettiğimiz köpekbalığını ele alarak işe başlayalım.

Avustralya’nın Hobart kentinde bulunan Avustralya Ulusal Balık Koleksiyonu’nun kıdemli küratörü Will White, BBC’ye yaptığı açıklamada, 1989 yılında Rowley Shoals’da yapılan araştırmada ortaya çıkan ve üst kısmında belirgin çıkıntıları bulunan yumurta keselerinin incelenmeden arşivlendiğini söyledi.

2011 yılında Brett Human adlı bir deniz biyoloğu Batı Avustralya Müzesi’ndeki arşivde çalışırken, hangi türe ait olduğu tespit edilemeyen çıkıntılı yumurta kesesi oldukça ilgisini çekti ve araştırmaya koyuldu. Ancak Avusturalya karasularında daha önce buna benzer yumurta keselerine rastlanmamıştı.

Human, araştırmayı ilerleterek yumurta kesesini Avusturalya açıklarında bulunan diğer örneklerle karşılaştırdı ve elindeki örneklerin o güne kadar rastlanmamış bir kedi köpekbalığı türüne ait olduğu tezini ortaya attı.

‘ELİNİZDEKİ ÖRNEĞİN AYRINTILARINI NET BİR ŞEKİLDE TESPİT ETMENİZ GEREKİYOR’

1980’lerde araştırmaların derinleştirilmemiş olduğunu fark eden Human, ilk örneğin bulunduğu tarihten önce de benzer yumurta keselerinin arşivlere kaldırıldığını öğrendi. Human, “Verileri incelemeye başlayınca aynı bölgeden benzer örneklerin alınmış olduğunu gördüm” dedi.

Avustralya Ulusal Balık Koleksiyonu küratörü White, 1980’lerde toplanan örneklerin 410-504 metre derinlikten çıkarıldığını biliyordu. Bir eşleşme bulma umuduyla bu yumurtaları benzer derinliklerden çıkarılan başka örneklerle karşılaştırma işlemi başlatıldı.

Avustralya Ulusal Balık Koleksiyonu’nda bulunan ve yakalandığında hamile olan bir Güney Çin kedi köpekbalığı türünden alınan örnekler Rowley Shoals’da bulunanlarla kıyaslandı ve iki türün farklı olduğu anlaşıldı.

Avusturalyalı bilim insanları nihayetinde tamamen yeni bir türle karşı karşıya olduklarını anladılar. “Bu gizemi çözmemiz uzun bir zaman aldı” diyen White, “Mesele şu ki, elinizdeki örneğin ayrıntılarını net bir şekilde tespit etmeniz gerekiyor. Özellikle bu yumurta keseleri arasındaki fark oldukça küçüktü” ifadesini kullandı.

QUEENSLAND’DE YENİ BİR TÜR DAHA BULDUĞUMUZU HİSSEDİYORUM’

Rowley Shoals’da tespit edilen köpekbalığı türünün artık bir ismi var. Bu yılın nisan ayında, Journal of Fish Biology‘de açıklanan isim ‘Apristurus ovicorrugatus’ olarak kayıtlara geçti. Şeytan kedi köpekbalığı olarak literatüre kazandırılan köpekbalığının, yaklaşık 700 metre derinlikte yaşadığı tahmin ediliyor.

White, bu köpekbalığı ailesinin araştırılmasının özellikle zor olduğunu belirtti ve ekledi:

“Özellikle bu grupta sindirim sistemi, karaciğer şekli ve bunun gibi şeylere bakıyoruz. Bu gibi detaylara girmeye başladığınızda kesinlikle umutsuzluğa kapılıyorsunuz. Bu nedenle köpekbalıkları üzerine çalışan bilim insanlarıyla iletişim halindeyiz. Yeni türleri tanımlama işlemi çok zor olduğu için eldeki verilerin paylaşımı çok önemli.”

Şeytan kedi köpekbalığı White’ın son yıllarda üzerinde çalıştığı en zor tür değil. Boynuzlu köpekbalığı ailesinden olduğu düşünülen bir başka tür geçen yıl yapılan bir araştırmada Batı Avustralya açıklarında derin sularda yakalandı.

Sığ sularda dolaşmayı seven ve genellikle deniz tabanındaki yosunlar arasında yaşayan bu yeni türe 150 metre derinlikte rastlandı. Bu farklılıkların buzdağının görünen yüzü olduğunu söyleyen White, köpekbalıklarındaki tür artışının sanıldığından daha fazla olduğunu ifade etti.

“Aslında şeytan kedi köpekbalığı, ortaya çıkan tek yeni kedi köpekbalığı türü değil” diyen White, “Queensland açıklarında farklı yumurtalar bulduk. Şimdilerde bu örnekler üzerine çalışıyoruz” dedi ve şöyle devam etti:

“Queensland’de yeni bir tür daha bulduğumuzu hissediyorum. Batı Avustralya’da bir başka örnek bulundu. Dünyanın başka yerlerinde de az bilinen yeni türler kayıt altına alınıyor.”

İKİ YENİ TESTERE KÖPEKBALIĞI TÜRÜ KEŞFEDİLDİ

Avustralya çevresindeki sular yeni köpekbalığı türlerine ev sahipliği yapan tek yer değil. Hint Okyanusu’ndan Afrika’nın kuzey ve güneyine, ABD’den Güney Amerika sahillerine kadar birçok yerde yeni türler ortaya çıkıyor.

Geçtiğimiz aylarda Almanya Hamburg’daki Elasmobranch Araştırma Laboratuvarı’ndan köpekbalığı biyoloğu Simon Weigmann, Afrika’nın güneydoğu kıyılarında iki yeni testere köpekbalığı türünün keşfedildiğini duyurdu.

Madagaskar kıyılarında ortaya çıkan bu yeni türler yerel balıkçılar tarafından yakalanmış ve testere balığına benzerliği nedeniyle Anderson Cabot Okyanus Yaşamı Merkezi’nden Ruth Leeney’e gönderilmişti. O da balığın fotoğraflarını Weigmann’a iletmişti.

‘100 YILDAN UZUN SÜRE ÖNCE YAKALANMIŞ KÖPEKBALIĞINA BENZİYOR’

Yeni türe ilişkin ayrıntıları paylaşan Weigmann, “Fotoğrafları gördüğümde bunların testere balığı değil, testere köpekbalığı olduğunu hemen anladım. Bu da çok ilginç bir bulguydu çünkü testere köpekbalıkları gece avcıları olduğu için normalde gündüz saatlerinde yakalanmazlar” ifadesini kullandı.

Fakat, Weigmann’ın yakalanan köpekbalığının bilinen testere köpekbalığından farklı olduğunu anlaması uzun sürmedi. Zira bu türün çoğu köpekbalığının aksine beş değil altı solungacı vardı.

Weigmann, yeni tespit edilen balığın milyonlarca yıl önce yaşamış köpekbalığı türlerinden izler taşıdığını gördüğünde şaşkınlığa uğradığını belirtti.

Bunun yeni bir tür olabileceğine dair önsezisini doğrulamak için, 100 yıldan daha uzun bir süre önce yakalanmış ve oldukça iyi durumda saklanan bir testere köpekbalığının bulunduğu Londra’daki Doğa Tarihi Müzesi’ne giden Weigmann, “Bu türü tanımlarken, dikenlerin ağza yakın olduğunu tespit ettik” dedi.

Ardından Güney Afrika’daki diğer koleksiyonlarda bulunan örnekler kullanılarak yapılan ileri araştırmalar da Weigmann’ın çalışmasını destekler nitelikteydi.

‘TESTERE KÖPEKBALIKLARININ SADECE BİRKAÇ TÜRÜ OLDUĞU BİLİNİYORDU’

Bir başka köpekbalığı araştırmacısı olan Andrew Temple, Suudi Arabistan’daki Kral Abdullah Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde yeni türlerin araştırılmasına odaklanmış durumda. Temple ile iletişime geçen Weigmann, “Tanzanya Zanzibar açıklarında, bizim çalışmamızdan bihaber olan balıkçılar tarafından yakalanan testere köpekbalıklarını inceleme fırsatı bulduk. Ortaya çıkan sonuç şaşırtıcıydı. Bizim bulduğumuz balıktan bile farklı sıra dışı bir köpekbalığıyla karşı karşıyaydık. Ya da ikincil bir tür olduğunu düşündük” dedi ve ekledi:

“Bu çok özel bir keşif oldu çünkü bugüne kadar testere köpekbalıklarının yaygın olmadığı ve sadece birkaç türü olduğu biliniyorduk.”

Bugüne kadar keşfedilen testere köpekbalıklarının çoğu okyanusun 300 metre derinliğinde yaşıyor. Ancak Zanzibar açıklarındaki köpekbalığı 30 metre derinlikte yakalanmıştı. Weigmann, “Yeni yakalanan türün normalde yüzeye bu kadar yakın olması normal değildir. Avlanmak için suyun yüzeyine yaklaştığını düşünüyorum” ifadesini kullandı.

TİCARİ AVCILAR NEDENİYLE POPÜLASYON TEHLİKE ALTINDA

Ticari balıkçılığın nadir türleri ciddi olarak etkilediğini belirten Weigmann, “Popülasyon tehlike altında” dedi.

Derinlerde keşfedilmeyi bekleyen daha fazla köpekbalığı olabilir ve bunların hepsi sınıflandırılmayı bekleyen kedi köpekbalıkları kadar küçük olmayabilir. 2021 yılında bilim insanları, karanlıkta parlayan üç yeni derin deniz köpekbalığı türü keşfetti. Bunlardan biri 1,8 metre boyundaydı.

ABD Donanması’na ait bir savaş gemisinin Hawaii açıklarında tuhaf bir köpekbalığını keşfetmesinin üzerinden ise yaklaşık 50 yıl geçti. Söz konusu köpekbalığı yaklaşık 4,5 metre uzunluğundaydı ve daha önce görülmemiş bir türdü.

Leighton Taylor adlı bir köpekbalığı bilimcisi bu türü ‘megamouth’ (Dev ağızlı köpekbalığı) köpekbalığı olarak adlandırdı. Bu türün günümüzde bulunan en büyük türlerden biri olduğu düşünülüyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir