Sizi Tekte Hayrete Düşerecek Gizemini Yıllardır Koruyan ve Bilim İnsanlarının Bile Açıklayamadığı 7 İlginç Yer

Dünya’daki süregelen yaşam ve insanlık tarihi söz konusu olduğunda, bilim insanları ve tarihçiler birçok sorunun cevabını minnacık ipuçlarından yola çıkarak ve araştırma yaparak bulabiliyor. Ama bu, dünyamızda hala cevabını bulamadıkları ve anlam veremedikleri birçok şey olduğu gerçeğini değiştirmiyor… Gelin, bilim insanlarının bile henüz herhangi bir açıklama getiremediği ve güzel olduğu kadar gizemli de olan 7 yere beraber bakalım!

Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=8QhuD…

1. İtalya’da bir garip ağaç…

İtalya’da Casorzo isimli bir komünde her göreni büyüleyen, olağanüstü ve alışılmadık bir ağaç bulunuyor. Bialbero di Casorzo olarak adlandırılan bu dut ağacının tepesinde bir de kiraz ağacı büyüyor. Birbirinden tamamen alakasız iki farklı tür aynı gövdede barınıyor yani. Normalde küçük ağaçlar bazen birbirinin üstünde büyüyor ya da aşılama yöntemiyle bu mümkün hale getirilebiliyor. Ama tamamen büyümüş iki ağacın yukarıda gördüğünüz şekilde bir arada yaşaması ve gelişmesi görülmüş bir şey değil. Şu olabilir bu olabilirler dışında belli bariz bir açıklaması da yok…

2. Envaitenet Adası

Keya’da bulunan bu adanın ismi aslında Kenyalıların bu ada hakkında ne düşündüğünü çok açık bir şekilde ortaya koyuyor. Turkana gölünde bulunan bu garip görünümlü adadın adı yani Envaitenet,  “dönüşü olmayan yer” anlamına geliyor. 1935 yılında İngiliz kâşif Vivian Fush ve iki meslektaşı Martin ve Dyson bu teoriyi test etmek ve ada hakkında daha fazla bilgi toplamak için bir araştırma yapmaya karar vermiş. İlginç olan şu ki Fusch geri dönmeyi başarmış ama Martin ve Dyson kaybolmuş, bir daha da bulunamamışlar… E bu da teorinin muhtemel varlığını güçlendirmiş tabii. Günümüzde bazı komplo teorisyenleri adanın yaklaşan herkesi kaçıracak dünya dışı varlıklarla dolu bir uzaylı üssü içerdiğini iddia ederken, Kenyalılar, adanın merkezindeki devasa kratere inenlere yıldırım çarptığını ve yok olduklarını düşünüyor.

3. Ayn Dara Tapınağı

Suriye’de birçok antik tapınak var ve şüphesiz hepsinin de birbirinden farklı, büyüleyici hikayeleri var. Ama bunların içinde Ayn Dara isimli bir tapınak var ki, halkın yüzyıllardır bu tapınağa duyduğu hayranlık ve ortaya atılan teoriler onu daha özel kılıyor. Bu yüksek ilginin sebebi tapınağın hemen girişinde bulunan devasa ayak izleri… Bu koca ayak izleri en az 3 bin 300 yıldır orada bulunuyor ve nasıl oluştukları konusunda herkesin başka bir fikri var. Bilim insanları ve arkeologlar, ayak izlerinin tapınağı inşa eden kişiler tarafından oyulduğunu düşünüyor. Bir yerel efsane, tapınağın Tanrı tarafından ziyaret edildiğini söylüyor, bir diğeriyse tapınağı inşa edenlerin devler olduğunu ve geride ayak izleri bıraktıklarını iddia ediyor. Antik çağlarda, özellikle dünyanın bu bölgesinde devlerin yaşadığına inanılıyormuş. Günümüzde Ayn Dara tapınağındaki ayak izleri, devlerin varlığına inanan kişilerin kanıt olarak gösterdiği ilk şey haline gelmiş durumda!

4. Barsa-Kelmes Adası

Bir zamanlar Aral Denizi’ndeki en büyük ada olan Barsa-Kelmes, günümüzde su seviyesi eski zama göre daha düşük olan ve Kazakistan’ın Kızılorda şehrinde bulunan bir plato. Aynı Kenya’daki Envaitenet Adası gibi, Barsa-Kelmes’in de asla geri dönülemeyen bir yer olduğu düşünülüyor ve adının anlamı da kimsenin geri dönemeyeceği yer anlamına geliyor.  1939 yılında ulusal rezerv ilan edilen ve ziyaretçilere kapatılan adada, Sovyetlerin orayı kullandıkları süre boyunca neler yaptığını kimse bilmiyor. Ama bugün bile Barsa-Kelmes’in çok gizli araştırmalar için kullanıldığına dair birçok söylenti var, dahası adaya yaklaşıldığı an elektronik cihazların tümü bozuluyor… Tüm bunların yanında bu gizemli ve doğaüstü yer hakkında, gereğinden fazla zaman geçirenlerin ten renginin maviye döndüğü ve bir grup göçebenin burada bir yıl geçirdiğini düşünüp, sonradan 30 yıl geçtiğini fark ettiği gibi ilginç iddialar bulunuyor.

5. Devil’s Kettle Şelalesi

Amerika’nın Minnesota eyaletinde bulunan bu şelale, ilk bakışta herhangi, sıradan bir şelale gibi gözükebilir. Ama bu şelaleyi ilginç kılan şey, iki farklı yere akıyor olması… Devil’s Kettle’ın bir tarafı, başka bir akıntıya karışıyorken, diğeri yerin dibine doğru inen koca bir boşluğa doğru akıyor. Ve bu suyun nereye gittiğini kimse bilmiyor. Şelaleyi ziyaret eden insanlar ve araştırmacılar daha önce şelalenin bu nereye aktığı bilinmeyen kısmına çubuklar ve başka nesneler atmışlar. Ama attıkları şeylerin yeniden ortaya çıktığına hiç şahit olmamışlar. Bilim insanları da daha önce şelaleye boya karıştırarak ve çok sayıda pinpon topu atarak suyu teste tabii tutma amacıyla birçok şey denemişler. Ama onlar da herhangi bir sonuca varamamış…

6. Amazon’daki Kaynayan Nehir

Sıcacık bir jakuziye girip keyif yapma fikri şahane bir şey elbette ama Amazon ormanlarının derinliklerinde bulunan kaynayan nehir işleri bambaşka bir seviyeye taşıyor. Amazon’un Mayantuyacu adlı ormanlık bölgesinde, içine düşen herhangi bir canlının canlı canlı haşlanmasına neden olacak kadar yüksek sıcaklığa sahip bu nehrin suyu tam olarak 91.11 derece! Bu nehri gizemli yapan şey, kimsenin suyu bu kadar sıcak yapan şeyin ne olduğunu bilmiyor olması… Jeofizikçi Adres Ruzo’ya göre kaynar su derecelerine sahip nehirler normalde aktif bir yanardağ veya magmatik bir sisteme sahip oluyor. Ancak Mayantuyacu kasabasının yakınlarında herhangi bir yanardağ yok! Günümüzde ve yüzyıllardır yerel halk, nehrin büyülü bir iyileştirici güce sahip olduğuna inanıyor.

7. Hessdalen Işıkları

Gökyüzünde dans eden ışıklar görseydiniz muhtemelen uzaylıların dünyaya geldiğini veya birçok yıldızın aynı anda kaydığı bir doğa olayına tanıklık ettiğinizi düşünürdünüz değil mi? Norveç’te Hessdalen Vadisi’nde yaşayan insanlar her gece ne olduğu belli olmayan rengarenk ışıkları izlemek zorunda kalıyor… Hessdalen Vadisi’nde son kırk yıldır, hatta muhtemelen daha üuzun zamandır gökyüzünde farklı renk ve şekillerde parlak renkli ışıklar beliriyor. Bazı bilim insanları bu ışıkların, buharlaştıkça havaya ışık saçan bir radyoaktif gölden geldiğini düşünürken, bazıları da vadinin tabanının çok fazla sülfürik asit içerdiği için suyla her buluştuğunda gökyüzünde kıvılcımlar ortaya çıkmasına neden olduğunu düşünüyor…

8. K1:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir