Türkiye genelinde fahiş fiyat artışlarına karşı denetimlerin yoğunlaştığı Nisan 2026’da, market raflarında dikkat çeken yeni bir uygulama ortaya çıktı. Ticaret Bakanlığı’nın şeffaflık sağlamak amacıyla tanıttığı karekod sistemi, birçok markette ya düzgün çalışmıyor ya da eksik bilgiler sunarak tüketiciyi yanıltıyor.
Sebze ve meyve reyonlarında fiyat etiketlerinin yanına asılması zorunlu olan ürün künyeleri, belirli yasal yükümlülükleri karşılıyor gibi görünse de gerçekte işlevini yitirmiş durumda. Tüketicilerin akıllı telefonlarıyla okuduğu karekodlar çoğu zaman sistem hatası veriyor veya boş bir sayfaya yönlendiriyor. Bu durum, tüketicilerin ürünün tarladan ne kadara geldiğini, hangi üreticiden temin edildiğini ve gerçek kâr marjını görebilmelerini imkânsız hale getiriyor.
Alış fiyatı alanında yapılan skandallar da dikkat çekiyor. Bir ürünün tarladan market rafına kadar geçirdiği süreçte, akaryakıt, işçilik, paketleme ve nakliye gibi pek çok maliyet bulunmasına rağmen, bazı zincir marketlerde alış fiyatı kısmına kasıtlı olarak ‘0,00’ yazıldığı ya da tamamen boş bırakıldığı gözlemleniyor. Uzmanlar bu durumun bir “sistem hatası” değil, bilinçli bir karartma operasyonu olduğunu belirtiyor. Böylelikle marketler, tarlada 10 TL olan ürünün raftaki satış fiyatının neden 80 TL olduğunu, yani yer yer yüzde 400’lere varan fahiş kâr oranlarını halkın gözünden gizlemeyi hedefliyor.
Tüketiciler, artan hayat pahalılığı ve dijital denetim mekanizmaları sayesinde artık reyonlarda adeta gönüllü müfettişler gibi davranıyor. Bilinçli tüketiciler, ürün künyesini kontrol etmek için telefonlarını kullanırken, çalışmayan karekodları, raftaki ürünle künyedeki bilgilerin uyuşmadığı durumları ve şüpheli bilgileri fotoğraflayıp kayıt altına alıyor. Bu dijital deliller, saniyeler içinde HKS Mobil (Hal Kayıt Sistemi Mobil Uygulaması), Alo 175 Tüketici Danışma Hattı veya CİMER (Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi) üzerinden yetkililere iletiliyor ve market reyonları ihbar yağmuruna maruz kalıyor.
Tüketici dernekleri ise bu duruma sert tepki göstererek, “Reyondaki karekodun teknik olarak açılmaması basit bir sistem hatası veya rastgele bir arıza değildir; bu, doğrudan tüketicinin bilgi edinme hakkına vurulmuş bir pranga ve denetim engelleme girişimidir. Halkın denetim gücünden çekinen işletmelerin başvurduğu bu ‘hayalet künye’ oyununa karşı dikkatli olunmalı, çalışmayan her kod için şikâyet hakkı sonuna kadar kullanılmalıdır,” açıklamasını yaptı.