Soğuk havaların gelmesiyle birlikte solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle sağlık merkezlerine başvuruların arttığı gözlemlenirken, grip sezonunda dolaşan influenza virüsleri de dikkat çekiyor. Acil Tıp Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Alpar ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Onur Taşçı, bu dönemde görülen A(H1N1)pdm09, A(H3N2) ve B/Victoria virüslerinin semptomlarını, hastalığın ciddi seyrine yol açan etkenleri ve grip aşısının koruyucu etkisini inceledi. Uzmanlar, aynı sezonda birden fazla influenza virüsü ile enfekte olmanın mümkün olduğunu ve grip geçirmenin yeniden hastalanmaya karşı tam bir koruma sağlamadığını vurguladı.
Hürriyet’ten İsmail Sarı’nın haberine göre, acil serviste solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle artan başvuruları değerlendiren Doç. Dr. Süleyman Alpar, bunun grip sezonunun erken başladığına işaret etmediğini ifade etti. Alpar, “Çalıştığım acil serviste solunum yolu enfeksiyonu nedeniyle belirgin bir artış gözlemliyoruz. Ancak bu durum tek başına influenza sezonunun erken başladığını göstermez. Ekim ayının başında yayımlanan verilere göre Avrupa’da influenza aktivitesi düşük seviyede seyrediyor. Türkiye’de sezonun başlangıcını Sağlık Bakanlığı’nın haftalık sürveyans raporları gösterecek” şeklinde konuştu.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Onur Taşçı ise Türkiye’de hangi virüsün baskın olduğunun laboratuvar verileri aracılığıyla belirlenebileceğini vurgulayarak “Muayene esnasında ateş, kas ağrısı, öksürük ve halsizlik gibi belirtiler gösteren hastalarda hangi influenza alt tipinin baskın olduğunu kesin olarak tespit etmek mümkün değil. Türkiye’de güncel dağılımı değerlendirirken Sağlık Bakanlığı’nın ve referans laboratuvarlarının haftalık sürveyans verileri dikkate alınmalıdır. Ancak A(H1N1)pdm09, A(H3N2) ve B/Victoria virüslerini takip etmek önemlidir” dedi.
Alpar, grip aşısının üç bileşene indirilmesinin nedenini şu şekilde açıkladı:
“Daha önce dört bileşenli olan aşı, B/Yamagata soyunun Mart 2020’den beri doğal dolaşımda bulunmaması sebebiyle üç bileşene düşürüldü. Victoria ise yeni bir virüs değil; uzun yıllardır bilinen influenza B soylarından biridir. Dünya genelinde influenza aktivitesi şu anda düşük seviyelerde; saptanan virüsler arasında H1N1’in oranı artmakta ancak bu durum Türkiye için bir tahmin oluşturmaz. Ülkemizde hangi virüsün baskın olduğuna dair laboratuvar sürveyans verilerine ihtiyaç vardır.”
Tüm üç influenza virüsünün ani başlayan ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı ve öksürük gibi belirtilere yol açabileceğini söyleyen Alpar, hastalığın ciddiyetinin yalnızca virüsün türüne bağlı olmadığını da ekledi. “Belirtilere bakarak bunları ayırmak mümkün değil. H3N2 özellikle yaşlı bireylerde; H1N1 bazı dönemlerde genç erişkinler ve hamilelerde; influenza B ise çocuklarda ciddi sonuçlara yol açabilir. Ancak hastalığın ciddiyetini yalnızca virüsün tipi belirlemez. Sağlıklı bir kişide hafif seyreden influenza, kronik rahatsızlığı olan başka bir bireyde zatürre veya solunum yetmezliği yaratabilir” diye belirtti.
Taşçı da alt tiplerin gerektiğinde PCR ve uygun tiplendirme yöntemleriyle ayrıştırılabileceğini ifade ederek “Alt tipleri ayırt etmek için gerektiğinde PCR testleri ve uygun alt tiplendirme yöntemleri kullanılmalı. Hangi virüsün daha ağır seyrettiğine dair her sezon ve hasta grubu için geçerli kesin bir sıralama yapılamaz; hastalığın seyrini etkileyen tek faktör virüsün alt tipi değil; yaş, bağışıklık durumu, mevcut rahatsızlıklar ve dolaşımdaki varyantların özellikleri de oldukça önemlidir” şeklinde konuştu.
Bireyin bir influenza virüsü geçirmesinin diğerlerine karşı tam koruma sağlamadığını söyleyen uzmanlar, aynı sezonda yeniden grip olma ihtimaline dikkat çekti. Alpar, “Bir kişi H1N1 enfeksiyonu geçirdikten sonra aynı sezonda H3N2 veya influenza B ile tekrar hasta olabilir çünkü bu virüslerin antijenik yapıları farklıdır. Birine karşı oluşan bağışıklık diğerlerine karşı tam koruma sunmaz; kısmi çapraz bağışıklık oluşabilse de buna güvenmek doğru olmayabilir. Dolayısıyla grip geçirmiş olmak aynı sezon içinde tekrar grip olunmayacağı anlamına gelmez” ifadelerini kullandı.
Grip aşısının yüzde 100 koruma sağlamadığı ancak ağır hastalık riskini azalttığını belirten Alpar, önceki sezonlara ait araştırmalara ilişkin bazı bilgileri paylaştı:
“Önceki yıllara ait gözlemsel araştırmalarda influenzadan dolayı hastaneye yatırılan aşılı erişkinlerin aşısızlara kıyasla yoğun bakıma kabul riskinin yaklaşık yüzde 26 daha düşük olduğu bildirilmiştir; ölüm riski ise yaklaşık yüzde 31 daha azdır. Bunlar mevcut sezonun kesin etkinlik oranları değildir.”
Alpar ayrıca grip aşısı için ekim-kasım aylarının en uygun dönem olduğunu ve koruyucu bağışıklığın yaklaşık iki hafta içerisinde geliştiğini ifade etti.
( ALINTI www.hurriyet.com.tr/gundem/acil-servislerde-sayi-artiyor-gri… )